Sera Etkisi Bir Okyanusu Soğutuyor mu?

Sera Etkisi Bir Okyanusu Soğutuyor mu?

İklimbilimciler geçen yıl, insanların bazı etkinlikleri nedeniyle yeryüzünün geçtiğimiz yüzyıla oranla yarım derece daha ısındığını açıkladılar. Ancak, bilgisayar modelleri, atmosferde sera gazlarının artmasından doğan bu ısınmanın gerçekte bu miktarın iki katı kadar olması gerektiğini gösteriyor. Columbia Üniversitesi Lamont-Doherty Yeryüzü Gözlemevi' nden bir araştırmacı grubunun raporuna göre, bu durumun nedeni okyanuslarda soğuma etkisi yapan küresel ısınmanın olabilir.

Araştırmacılar, El Niño' nun neden olduğu periyodik ısınmanın gerçekleştiği Doğu Pasifik' teki tropik bölgede sıcaklığın geçen yüzyılın ortalamasının altında olduğunu rapor etti. Bu veri, sera gazlarının etkisini ölçmek için kullanılan küresel iklim modellerinin söylediklerine zıt düşüyor. Ama tropik Pasifik Okyanusu' na ait Lamont modeli ve sera etkisi nedeniyle soğuyan okyanusun doğu tarafının hemen üzerindeki atmosfer katmanlarıyla uyum içinde.

Lamont grubundan Richard Seager, kendi modellerinin, küresel ısınmadan kaynaklanan atmosfer dolaşımındaki değişikliklere daha çok cevap veren modele olanak tanıyan Pasifik' in daha gerçekçi bir görünümünü sunduğunu söylüyor. Araştırmaların sonucuna göre, El Niño' nun ters fazı olan La Niña sırasında güçlü rüzgârların doğuda yüzeye daha çok su taşıyor. Seager, bu olayın ısınmayı geciktirdiğini ileri sürüyor. "Henüz kanıtlayamadık ama bu olayın ısınmayı azaltabileceğini düşünmek hâlâ olası" diyor.

Araştırmanın doğruluğu konusunda bilim adamlarının tümü ikna olmuş değil, özellikle küresel model savunucuları bu olaya kuşkuyla bakıyorlar. Princeton Jeofizik Akışkan Dinamiği Laboratuarı' ndan Thomas Knutson da bunlardan biri. Knutson "Bu bölgesel model Dünya' nın geri kalan kısımlarında da geçerli olmalı ve sadece atmosferin alt tabakasını değil, tüm atmosferi kapsamalıdır. " derken, bölgesel bir model üzerinde küresel iklim değişikliğini incelemenin yeterli olmadığını düşünüyor.

Yorumlar (0) 19.05.2012. 11:33

Erkekliğin Öyküsü

Erkekliğin Öyküsü

Amerika Birleşik Devletlerinde 1963 yılında, sünnet sırasında kullanılan alette oluşan bir kaza sonucunda 8 aylık bir bebek olan John' un penisi yanmıştı. Ailesi John' u Johns Hopkins Üniversitesi' ne getirdi. Uzmanlar John' a cinsiyet değişikliği yapılmasını önerdiler. Bu, testislerin çıkarılarak bir vajinanın yapılması ve sonradan da östrojen ve diğer dişi cinsiyet hormonlarının verilmesi anlamına geliyordu. John böylece Joan oldu.

Hawaii Üniversitesi' nden bir seksolog olan Milton Diamond, bu öykünün uzun süre boyunca cinsel kimliğin oluşumunda çevresel etmenlerin doğal olanı nasıl bastırabileceğinin klasik bir örneği olarak ele alındığını söyledi. Ancak, uzun yıllar kız kimliğine göre yetiştirilmesine karşın, Joan rahat değildi ve diğer kızlar tarafından kabul görmüyordu. John 14 yaşında 2 yıldır östrojen tedavisi gördüğü bir sıra doktoruna "İkinci sınıfa kadar erkek olduğundan şüphe ediyordum." İtirafında bulundu. Daha sonra, mastektomi (memenin ameliyatla alınması) geçirdi ve erkeklik hormonları aldı. 25 yaşındayken de çocukları olan bir kadınla evlendi.

Diamond, bu vakanın XY kromozomları taşıyan ancak dişi olarak yetiştirilmiş olan normal bir erkek üzerindeki ilk uzun süreli inceleme olduğunu söyledi. Benzer uygulamalar her iki cinsiyetin özelliklerini taşıyarak doğan bebeklere uygulanıyor. Diamond, bu bebekler için kitaplarda, tam bir penis yapılamıyorsa, vajina yapılabileceğinin yazdığını belirtiyor. Ancak, bu olguya bakarak, bu bebeklerin cinsel tercihlerini ileride kendilerinin belirlemesinin daha uygun olacağını, çünkü yetiştiriliş biçiminin daha az etkili olduğunu düşünüyor.

Yorumlar (0) 19.05.2012. 11:24

Erkekler Daha Çok Parazit Taşıyor

Erkekler Daha Çok Parazit Taşıyor

Kanadalı araştırmacıların yaptığı bir araştırma, erkeklerin daha çok parazit taşıdığı görüşünün kuvvetlendirmiş. Araştırmanın sonuçlarına göre, erkekler bolca parazit taşıyor. Bunun nedeni ise cinsiyet hormonları.

Uzun bir süre önce laboratuvar çalışmaları testosteron gibi androjenlerin bağışıklık sistemini zayıflattığını ve bu durumun yetişkin erkek memelileri parazit enfeksiyonlarına açık hale getirdiğini göstermişti. Dişiler östrojen hormonu tarafından korunabiliyor, çünkü östrojen bağışıklığı artırıyor.

Carleton Üniversitesi' nden Gine Schalle ve Mark Forbes memelilerdeki parazit enfeksiyonları üzerinde çalışıyorlar. Merak ettikleri konu ise, doğal yaşam içinde erkek memelilerdeki parazit enfeksiyonları.
Schalk ve Forbes yarasalar, sıçanlar ve geyiklere kadar 38 memeli türü üzerinde çalıştılar. Schalk' ın belirttiğine göre, bu türlerde erkekler dişilere kıyasla çok yüksek miktarda parazit taşıyor. İşin ilginç yönü, bu erkekler yetişkin olana kadar dişiler kadar parazit taşıyorlar; ancak bu iş testosteron düzeyleri yükselene kadar böyle sürüyor.

Araştırmanın bir başka sürpriz sonucu da, doğal ortamlarında bulunan erkeklerle dişiler arasındaki bu parazit sayısı farkının laboratuvar ortamındakilere göre daha az olması.
Forbes, bu durumun, laboratuvardaki dişi ve erkeklerin eşit miktarda parazitle enfekte edilmesine bağlı olabileceğini düşünüyor. Araştırmada elde edilen bir diğer bulgu da, erkeklerdeki parazit fazlalığını yalnızca bit, pire gibi eklembacaklıların oluşturduğu üzerine. Bağırsak parazitleri açısından benzer bir ilişki bulunmamış.

Nottingham Üniversitesi' nden Chris Barnard, araştırmanın sonuçlarının ilginç olduğunu, ancak bütün nedenleri testosterona bağlamanın işi basitleştirmek olduğunu düşünüyor ve durumun daha karmaşık olduğuna inandığını belirtiyor.

Yorumlar (0) 16.05.2012. 20:43

Watergate Skandalı

Watergate Skandalı

Watergate Bürosu' nun gece bekçisi Frank Willis, her zaman kilitli olması gereken garaj kapısının kapanmasını engellemek için seloteyp yapıştırıldığını görünce, önce pek önemsemedi. Elleri dolu olan bir temizlikçi, kapıyı rahatça açabilmek için böyle yapmış olabilirdi. Gene de emin olmak için, kahve molasından döndüğünde, seloteybin yenilenmiş olduğunu görünce, hoş olmayan bazı durumların cereyan ettiği konusunda hiç tereddüdü kalmadı. En yakın polise haber verdi. Gelen üç polis memuruyla birlikte binayı dolaşmaya başladıklarında, altıncı katta bir odadan sesler geldiğini duydular. Odaya girdiklerinde, dört kişiyi suçüstü yakaladılar. Ellerinde, casusluk amacıyla kullanılan fotoğraf makineleri, dinleme aletleri vardı. Adamlardan birinin telefon defterinde ise Beyaz Saray' ın direkt telefon numarası bulunuyordu.

Ertesi gün olay, gazetelerde üçüncü sınıf bir hırsızlık olayı olarak yer aldı. Aynı saatlerde CIA ajanı James Mc Cord, eski CIA ajanları Virgilo Gonzales, Eugenio Martinez ve eski denizaltıcı Frank Sturgis ve Bernard Baker, Yüksek Mahkeme' de ifade veriyorlardı. Bu beş adam da, Başkan' ı Yeniden Seçme Komitesi' nin (CREEP) elemanlarıydı. CREEP' in görevi, Başkan Nixon' un politik rakipleri hakkında bilgi toplamak, casusluk yapmak ve onlar hakkında çeşitli skandallar uydurmaktı. Beş kişinin yakalanması üzerine CREEP' in ilk işi bu kişilerce tüm ilişkilerini saklamaya çalışmaktı.

Altı ay boyunca bu konuda oldukça başarılı oldular. Aralarındaki bağ açığa çıkmadı. Bu arada, Başkan Nixon da yeniden seçildi.
1971 yılında New York Times gazetesi, Amerika' nın Vietnam' daki askeri hareketlerinin dürüst olmayan yanlarını gizli arşivlerden yayınlamaya başladı. Nixon, kızgınlıktan çıldırmıştı. Eski bir hükümet görevlisi olan Daniel Ellsberg' in bu bilgileri basına sızdırdığından kuşkulanılıyordu. CREEP elemanları, hemen işe koyuldular. Ellsberg' in gittiği psikiyatriste doktor kılığında başvurarak, onun arşivini karıştırıp bilgi toplamaya kalktılar. Daha sonra doktorun muayenehanesine gizlice girilip bütün dolapları karıştırıldı.

Nixon' ın 200 kişilik bir listesi vardı. Bu listede, kendisinin tüm siyasal rakipleri ya da kendisine karşı çıkanlar bulunuyordu. Ayrıca, 18 şirket ve 57 gazeteci de bu listeye eklenmişti. Bunların geçmiş yaşamları araştırılıyor, telefonları dinleniyor, mektupları açılıyordu.
Bu nedenle, 1972 yılında Demokrat Parti' nin Bürosu' na girilip, araştırma yapılması kararlaştırıldığında, Nixon' a haber verilmeye bile gerek görülmedi. Çünkü bu olay, diğer yapılanların yanında gerçekten önemsiz kalıyordu.

Yüksek Mahkeme' de ifade verenlerden James Mc Cord, çeşitli kademelerden gelen baskılar sonucunda, uzun müddet çelişkide kaldıktan sonra, bu olayda Beyaz Saray' ın rolü olduğunu itiraf etti. Arkasından, olaylar çorap söküğü gibi geldi. Olaya karışanların çoğu, teker teker suçlarını itiraf ettiler. Bir tek kişi, sonuna kadar dayanarak, olayla hiçbir ilişkisi olmadığını yineleyip durdu. O da, Başkan Nixon' du. Yardımcılarının bile her şeyi itiraf etmesine karşın o, olayların kendi haberi olmadan geliştiğini söylüyor ve bu konuda herhangi bir bilgi vermekten kaçınıyordu.

Ancak, artık ok yaydan çıkmıştı. Mahkemede ifade verenlerden Alexander Butterfield' ın verdiği bir bilgi, olayın akışını tamamen değiştirdi. Butterfield' ın ifadesine göre, Başkan Nixon' ın odasında konuşulanların hepsi teybe kaydedilmişti. Nixon, tarihe mal olacak konuşmaları kaydedebilmek için böyle bir sistem kurmuştu, ancak anlaşılan bu sistem, kendi aleyhine işleyecekti. Kendisinden bu bantları Yüksek Mahkeme' ye teslim etmesi istendi. Böylece, bu olaylara karışıp karışmadığı açıkça anlaşılabilecekti. Ancak Nixon, bantlarda açıklandığı takdirde, devlet güvenliğini zedeleyecek bilgiler olduğu gerekçesiyle aylarca bantları vermeyi reddetti. En sonunda, içinde olayla hiçbir bilginin olmadığı bazı bantları verdi. Bu bantlar dinlendiğinde, konuşulan konuların içeriği bir yana, kullanılan dil, dinleyenlerin hepsini şoke etmişti. Sanki bir devlet adamı değil de, alt tabakadan bir sarhoşun konuşmaları dinleniyordu. Çeşitli devlet adamlarından ya da diplomatlarından bahsedilirken, son derece küfürbaz bir dil kullanılıyor ve seviyesiz ifadeler yer alıyordu.

Baskılara bir yıl daha dayanabilen Nixon, en sonunda bantların tümünü Yüksek Mahkeme' ye teslim ettiğinde, konuyla ilgili olan 18 dakikalık bir bölümün bantlardan silinmiş olduğu görüldü. Nixon, sekreterinin yanlışlıkla silme düğmesine bastığını söylüyordu.
Artık, Nixon' ın, rakiplerine karşı espiyonaj(casusluk) sistemini kendisinin yönettiğine dair kimsenin bir şüphesi kalmamıştı. Üç gün sonra Nixon başkanlıktan istifa etti.
Yerine, yardımcısı Gerald Ford başkan seçildi. Göreve gelir gelmez ilk işi, Nixon' ın tüm yaptıkları için resmi ad çıkarması oldu. Böylece Nixon, bu konuyla ilgili hiçbir soruşturmaya katılmadı ve ceza görmedi.

Yorumlar (0) 16.05.2012. 08:29

Başbakan Eşi Margaret TRUDEAU

Başbakan Eşi Margaret TRUDEAU

Kanada Başbakanı' nın karısı olan Margaret Trudeau' nun sürekli manşetlere çıkma konusunda sınırsız bir yeteneği vardı. Kocası Pierre Trudeau' nun başkanlığını yaptığı Liberal Parti, sürekli olarak genç kadının esrar içmesi, küfürlü dili, özel yaşantısı ve genel seçimlerden kısa bir süre önce yayınladığı otobiyografisinin şokunu yaşadı.

Margaret, Pierre Trudeau ile Tahiti' de tatilini geçirirken tanıştı. O zamanlar Pierre 29 yaşında ve tüm Kanadalı kadınların yüreklerini hoplatan bir bekârdı.
1971 yılında evlendiler ve kısa süre içinde bu evliliğin genç Başbakan' a bazı üzücü, hatta utandırıcı anlar yaşatacağı anlaşıldı. Genç kadının aşırı rahat davranışları, herkes için tedirginlik kaynağı oluyordu ama asıl skandal 1977 yılında patladı. Mesleği gazete fotoğrafçılığı olan Margaret Trudeau, evlendikten sonra da mesleğini bırakmadı. Toronto' yu gezmeye gelen Rolling Stones grubunun fotoğraflarını çekmek için konserlerine gidip, otelde de yanlarındaki odaya yerleşti. Otel koridorlarında Margaret' i beyaz geceliğiyle Rolling Stones' un odasına girip çıkarken görmek, gerçekten herkesi şaşırtıyordu.

Margaret, kendisini eleştirenleri, "Her zaman Rolling Stones' un fotoğrafını çekmek istemiştim. Şimdi de bu fırsat elime geçti." diye yanıtlıyordu. Ancak, kocasını ve diğer taraftarlarını dehşete düşüren olay, Başbakan' ın karısının, bu dünyaca ünlü grupla birlikte New York' a gitmesi oldu.

Gazetelerde, Margaret' le grubun piyanisti Ron Wood arasında bir aşk ilişkisi olduğu yazılınca, bunun Kanada' da yankısı büyük oldu, bir anda Kanada doları 1,5 sentlik bir düşüş gösterdi. Hatta her konuda pervasız davranışları ile dikkati çeken Rolling Stones grubunun üyeleri bile, durumdan tedirgin oldular.

Başbakan Pierre Trudeau, o sırada Kanada' yı ziyaret edecek olan İngiliz Başbakanı Callaghan ve karısına ev sahipliği yapmak üzere Margaret' i geri çağırdı. Margaret' in cevabı ise şöyle oldu:
"Yeter artık! Altı yıldan sonra resmi görevimden istifa ediyorum. Eğer benim altı yıldır yaşadığım hayatı göremeyenler ve niye bundan vazgeçmek istediğimi anlayamayanlar varsa, gerçekten üzgünüm, ama resmi görevlerimi yerine getirmek istemiyorum. Bu, bencillik olarak görülebilir, ama ara sıra bencil olmak, herkesin hakkıdır."
Ne var ki, gene de geri dönmek zorunda kaldı Margaret. Ama her şeye rağmen, kocaları resmi toplantılara katılırken, Bayan Callaghan' ı evine davet edip, ev sahipliği yapmadı. Bunun üzerine karı-koca arasında büyük bir kavga koptu.
Yedi hafta sonra resmen ayrıldılar. Margaret mesleğine devam etti. Bir-iki film çevirdi ama bunda başarılı olamadı. "Mantığının Ötesinde" adlı bir kitap yazarak, yanlış davranışlarını bir anlamda itiraf etti. Bu arada, dedikodu sütunlarında adı Kral Hüseyin, Ryan O' Neill, Senatör Edward Kennedy ve ünlü işadamı Bruce Nevins' le birlikte anıldı.
Ancak, Margaret Trudeau' nun dillere düşmesinin nedeni, yaşadığı aşklardan ziyade, yaptığı gaflardı.
Bir keresinde, Washington' daki resmi bir yemeğe daracık bir mini etek ve kaçık naylon çoraplarla katılmıştı.
Bir başka zaman da tam seçim kampanyasının en hararetli döneminde, gecenin geç bir saatinde, Vancouver Oteli' ne çıplak ve kirli ayaklarla girip, kocasını aramıştı.
Prenses Margaret' le bir röportaj yapma istediğinde ise, onu bir restoranda yakalamış ve yemeğini yerken konuşmaya zorlamıştı. Prenses, buz gibi bir tavırla yanından uzaklaştırmıştı onu.
Ama taraftarlarını ve partilileri en çok kızdıran konu, esrar ve marihuana konusundaki açıklamalarıydı. Yaptıklarını açıklamakta hiçbir zaman tereddüt göstermeyen genç kadın, bu konu ile ilgili bir soru yöneltildiğinde, şöyle yanıtlamıştı:
"Tabii marihuana içtim. Hâlâ da, zaman zaman içiyorum."
Başbakanların eşlerinin, ayrılmış bile olsalar, bu tip açıklamalar yapmaması gerektiğini Margaret Trudeau hiçbir zaman öğrenmek istemedi. O, bir keresinde söylediği gibi, "çiçek çocuğuydu", her zaman da öyle kaldı.

Yorumlar (0) 14.05.2012. 22:23

<< İlk < Önceki [1 / 60] Sonraki > Son >>
Okumadan Geçemeyeceğiniz Konular